2020 yılında YouTube kanalımızı açmamızın üzerinden 6 yıl geçti. Bu 6 yılda yüzlerce kişi ile bazen yüz yüze bazen mail aracılığı ile konuştuk. Çok fazla zaman harcadık. Epey bir ülkeye gittik. Farklı ülkelerden insanlarla konuştuk. Peki, başarılı olduk diyebilir miyiz? Bunu söyleyebilmek çok zor.
Başarısız olduğumuzu söyleyebilir miyiz? Harcanan bu kadar para, emek, zamanı göz önüne alıp bir de kazanımlarımıza baktığımızda başarısızız demek insanın içini acıtıyor. Bir diğer taraftan, gerçekten başarısız olduğumuzu söyleyebilir miyiz?
Peki, başarmak istediğimiz şey neydi?
Kur’an-ı Kerim’i anlamanın kolay olduğunu insanlara göstermek. Evet, tam olarak yapmak istediğimiz şey buydu. Düzenli ve düzensiz farkı ve ismin hâllerinden yararlanarak Kur’an’ı anlamanın kolay olduğunu anlatmaya çalıştık. Çalışmalarımız hep bu yönde oldu. Kitaplar yazdık, hediye ettik. Kitap hediye ettiğimiz çoğu kimseden bir teşekkür maili bile almadık.
Başarılı olduğumuzu kesinlikle söyleyemeyiz. Başarısız olduğumuzu kabul etmek ise çok zor geliyor. Kaldı ki nasıl başarısız olduk diyebiliriz? Bunun ölçüsü ne? Evet, milyonlara, yüz binlere, binlere, yüzlere ulaşamadık. Reklamlara rağmen ulaşamadık. Bu kadar video, bu kadar mail, konuşmalar. Belki üç beş kişiye anca ulaşabildik. Belki de elli kişiye. Çıkış zamanımızı düşündüğümüzde çok muhteşem bir başarımız var. Çünkü o zaman hedefimiz bir kişi sadece bir kişiye derdimizi anlatabilmekti.
Ölmeden önce, bu dünyayı terk etmeden önce sadece bir kişi yarabbim. Sadece bir kişinin beni dinlemesini istiyorum yarabbim. Sadece bir kişi beni beş dakika dinlesin. Koskoca iki yıl boyunca beş dakika dinleyecek birisini bulamamıştık. Arapçayı sırf Kur’an-ı Kerim’i anlamak için öğrenmek isteyen kişilere beş dakika kendimizi dinletemedik. Çünkü insanlar “bak, çok kolay, anlatayım müsaade et” der demez, “olur mu öyle şey, hiç Kur’an’ı anlamak kolay mı olur?” cümleleri ile karşılaşıyorduk. İşte bu, YouTube kanalını açtırmıştı bize.
Artık sadece Kur’an-ı Kerim’den Arapça çalışılabildiğini gösteren bir kitabımız var. Doğuştan görme engeli olan kişiler Kur’an-ı Kerim’i nasıl anlayarak okurlar şeklinde bir kitabımız var.
Hatta biz diyoruz ki; doğuştan görmeyen aynı zamanda doğuştan duymayan kişiler için Kur’an-ı Kerim’i anlayarak okuma çalışmasının bir adım öncesidir, bu kitabımız.
Bütün bunları göz önüne alınca kimse bize başarısızsınız diyemez. Sesimizi istediğimiz şekilde duyuramadığımız için başarılı görmüyoruz kendimizi.
Peki, kim başarılı?
“Kur’an-ı kolaylaştırdık” ayetine rağmen, kesinlikle ve ezici bir çoğunlukla ayete muhalefet edenler başarılı.
Maalesef insanlar bunların “Kur’an zordur, grameri zordur, kolay değil öyle anlamak” yalanlarına inanıyorlar.
Evet, ayete muhalefet edenler bugün başarılılar. Ancak 6 yıl önce onlara muhalefet eden yoktu. 6 yıldır. Biz de “Kur’an-ı kolaylaştırdık” ayetinin hak olduğunu anlatıyoruz.
Masallarla, ezberlerle insanlar, oyalanıyorlar. Biz de düzenli düzensiz fiil farkı ve ismin hâlleri ile Kur’an-ı Kerim’i anlamanın kolay olduğunu söylüyoruz.
“Kur’an-ı kolaylaştırdık” ayetine muhalefet ederek, “Kur’an zordur, grameri zordur, kolay değil öyle anlamak” diyenler bugün için yalanları ile insanları etkileyerek başarılı gibi gözükselerde yarınlarda kaybedecekleri kesin.
Peki, kim kazanacak?
Ali’nin, Veli’nin onun bunun değil âlemlerin rabbinin kitabı Kur’an’ı eline alan, orjinalinden okuyan Allah’ın izni ile başaracak.
Hadi kısaca şu kolaylıktan bir kere daha bahsedip yazımızı sonlandıralım.
Bu kolaylık fiil çekimlerinde de karşımıza çıkar. Arapçada herhangi bir kelime damme ile bitiyorsa bu kelime ya isim ya sıfattır. Eğer damme ile bitmiyorsa fiildir. Örneğin خَلَقَ sonu damme ile bitmemektedir. Dolayısı ile fiildir. Her harfin işareti olduğu içinde düzenli fiildir deriz. Başka bir örnek verelim. Örneğin قَالَ damme ile bitmemektedir. O zaman fiildir. Elif harfinin işareti yoktur. o zaman düzensiz fiildir. İngilizce, Almanca, Rusça ve belki de bütün dillerde düzenli ve düzensiz fiilleri ayrı ayrı yazımları ile beraber ezberlemek gerekir. Oysa Arapçada kelimeye bakarak isim mi fiil mi olduğunu anlayabiliriz. Aynı şekilde her harfin işareti varsa düzenli fiil, eğer harflerinden birisinin işareti yoksa düzensiz fiildir deriz.
Siz bir İngilizce, Almanca, Rusça ya da herhangi bir dilin öğretmenine Arapçadaki bu düzenli ve düzensiz fiilleri bir birinden ayırt etme yöntemini söylediğinizde Arapçanın gramerinin kolay olduğunu hemen anlar.
İsmin hallerinde ise kelimenin sonu ya alt çizgi ya da üst çizgi ile biter başka bir ihtmalinin yoktur. diğer dillerde ise sürekli kelimelerin sonları değişmektedir. Örneğin خلق الانسانَ nun harfinin üzerindeki üst çizgi belirtme hâlidir. İnsaNI yarattı.
Ayetlerin sonlarının bitişlerine baktığımızda ise çoğunlukla ya vav nun çoğul hali ya da ye nun belirtme hâlini görürüz. Belirtme hâli üst çizgidir ancak çoğullarda yalın hâl haricinde bütün hâllerde alt çizgi yani ye harfidir.
Örneğin ان الله مع الصابرين Allah sabreDENLERLE beraberdir.
İşin üzücü tarafı “Kur’an-ı kolaylaştırdık” ayetine rağmen bütün diller öğretilirken kullanılan düzenli, düzensiz fiil ve ismin hâlleri özellikleri maalesef bizde kullanılmamaktadır, bilinmemektedir.
Ve işte bizde bunu anlatmaya çalışıyoruz. Siz siz olun ayete muhalefet edenlere kanmayın. Çünkü onlar sadece “Kur’an-ı kolaylaştırdık” ayetine muhalefet etmiyorlar. İlk muhalefet ettikleri ayet, bu ayet.
Yoksa onların yaptıkları tam olarak Tevbe Suresi 9/34. Ayeti ile izah ediliyor.
“Ey iman edenler! (Uyanık bulunun) Ahbar ve Ruhbanın (Yahudi hahamları ve Hristiyan papazları gibi, dinini dünyalık kazanç kapısı yapan bilgin takımının) birçoğu; insanların malını, hakkı olmadan (din istismarı ve sahtekârlıkla) alıp yemekte (bunlar kendilerine itimat ve itibar eden kimseleri zalim sistemlere uşak haline getirmekte) ve onları Allah yolundan çevirmektedirler. (Oysa) Altını ve gümüşü (parayı ve serveti) biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar(a gelince), işte onlara acı bir azabı müjdele. (Ki bunlardine hizmet perdesi altında servet ve şöhret edinmektedirler.)”
Bir sonraki yazımızda, videomuzda görüşmek dileği ile. Allah’a emanet olunuz.